4 Ekim 2010 Pazartesi

ÇOK DOĞAL BİR RENK

Cuma günü Nars ın güzel bir rujunu keşfettim. Sordum ismi Sabrinaymış. Hele ki hala yazdan kalma hafif bir bronzluk var ise teninizde ; doğal da bir görünüm elde etmek istiyorsanız bence bir denemelisiniz.
Ne çok açık durup dudağınızın rengini bozuyor , ne de gereksiz bir ton alıp göz zevkinizi :)

Ne yalan söyliyelim çok da yumuşak bir sürümü var. Ve ben çok beğendim. Her ne kadar çıkmayan ruj değilse de sürdükten sonra yemek yedim, su içtim bana mısın demedi hala dudaklarımda çok hoş bir ton vardı. İpeğe "dudağıma ruj sürücem aynan var mı? " diye sorduğumda "ihtiyacın yok ki hala dudağında ruj var" dedi. İnanamadım baktım ilk sürdüğüm kıvamda olmasa dahi hala dudaklarım hafif de olsa renkli idi. Bence bir deneyin ;)

DAHA SIKI BİR CİLT İÇİN AÇAİ!!!!!

Geçenlerde Loreal den Filiz hanım ve Merih ile toplantıdaydık. Malum grubun yeni bebeği KIEHL'S. Türkiyede daha çok bebek olmasına rağmen dünyada son derece meşhur bir zincir. Sizlere önümüzdeki günlerde KIEHL'S ile ilgili daha fazla bilgi vereceğim ama önce bir Akmerkez deki mağazasına mutlaka uğramanızı tavsiye ederim.
KIEHL'S ın AÇAİ serumundan konu açıldı. Daha doğrusu AÇAİ'nin faydalarından. Mesela;
  • AÇAİ'nin çok yüksek antioksidan seviyesiyle cildi günlük stres ve çevresel faktörlerden doğan serbest radikal hasarlarına karşı koruduğunu
  • Yenilebilir tüm meyveler arasında en yüksek antioksidan seviyesi olan meyve olduğunu. (Kırmızı üzümlerden 15 kat daha fazla!)
  • Cilde aydınlık verdiğini, gözenekleri küçülttüğünü ve yaşlanma sürecini geciktirdiğini biliyor muydunuz?
Ne yalan söyleyeyim ben bilmiyordum. O gün ayaküstü Filiz hanım, Merih ve Yaprak (kendisi benim genel müdür yardımcım :)) sohbet ederken konusu açıldı ve bende araştırdım. Gerçekten hiç bir yerde söylenenin aksi bir veri ya da tecrübe ile karşılaşmadığım gibi daha fazlasının olduğunu öğrendim.
KIEHL'S taki AÇAİ ürünlerinden oluşan bir seri var. Minimizing Cleanser, Damage - Protecting Toning Mist, Damage - Correcting Moisturizer ve Damage - Repairing Serum.
Ben serumunu kullanmaya başladım. Ve biliyorsunuz ki bir şeyi kendim denemeden asla sizlerle paylaşmıyorum ( o yüzden bazen yazılarımın arasında zaman farkı oluyor). Gerçekten çok ama çook memnun kaldım. Daha kullanmaya başlayalı sadece 1 hafta olmasına rağmen farkeder mi bir ürünün etkisi? Gerçekten etti.
Kesinlikle Akmerkezdeki KIEHL'S a bir uğruyor ve bu ürünlerden en az bir tanetsini mutlaka alıyorsunuz

25 Eylül 2010 Cumartesi

ACİL DURUMLARDA WATSONS A MUTLAKA BİR UĞRAMALI

Geçenlerde sevgili arkadaşım İpekle caddede buluşacaktık. (İpeği yazılarımda İPEEM, İPOM gibi kelimelerle görebilirsiniz :)) O kadar apar topar çıktım ki evden doğru dürüst hazırlanamamıştım. Yüzümde taaaa sabah sürdüğüm allıktan kalanlar ile indim caddeye. Arabamı Erenköy İlkokulunun arasındaki otoparka bıraktım ve caddeye yürürken Watsons ın önünden geçiyordum. Hemen girdim ve yüzümü gözümü toparlayacak birşeyler bakınmaya başladım.
Çok güzel bir parlatıcı ruj buldum. fiyatı sadece 12 tl olan bu dudak parlatıcısını tavsiye ederim :) Dudağımda renk varken kendimi daha iyi hissediyorum yahu :D

HARİKA BİR ARINDIRICI MASKE

Bioderma karma ve yağlı ciltler için harika bir maske sunuyor bizlere.
Karma ve Yağlı ciltler için arındırıcı ve sebum düzenleyici bir maske bu. SEBUM : Cilt tarafından salgılanan yağdır. Elle hissedilir ve yüz çevresinde yoğun olarak görülür.
SéBIUM MASK , sebum fazlasının ve aknelerin giderilmesine yardımcı olur. Cilt yüzeyinde kısa sürede matlık ve ferahlatıcı bir kullanım hissi yaratıyor.

KADINLARI BAŞKA BİR KADIN FİKRİNİ PAYLAŞMAYA DAVET EDİYOR!!!

Thierry Mugler kadınları başka bir kadın fikrini paylaşmaya ve ifade etmeye davet ediyor.
"Kendisi için herşeyin mümkün olduğu bir kadını ortaya çıkartmayı arzu ediyorum; kendini baştan yaratan, kendine hem kendi oyununu hem de diğerlerinin oyunlarını oynama imkanı veren bir kadın. Kadınların cesaretle, savaşarak elde ettiği bu oyun gücü, oynama hakkı, ki bence gayet önemli bir unsur, bugünün kadınları için tehlikede..." THIERRY MUGLER
Son derece ilgi çekici bir şişesi olan bu parfümde bir kaç facet var. Kadınların her birini temsil eden bu tasarım şişe aynı zamanda doldurulabiliyor da. Düşünebiliyor musunuz nasıl güzel bir olay :)
Parfüm gerçekten çok güzel kokuyor. Hatta şu an onu sıktım ve kuafördeyim. Saçımı yaptırırken mini bir araştırma yaptırdım . Forum Ersans kuafördeyim ve Oya var yanımda. Nasıl kokuyorum diye sordum. Bayıldı. "İlk başta şekerli geliyor koku ama hiç baymıyor tam tersi hafif bir koku bırakıyor" dedi :) Hatta sıkıp buradaki erkeklerde koklattı ve herkes çoook beğendi.
Her kadının görünümünden emin olduğu aynanın ötesinde;
Kadınlık kadınlar arası bir bağlılık mıdır?
Kadınlar, beraber kadın olma zevkini bugünün dünyasında ifade ediyorlar mı?
Peki ya kadınlar onları bir araya getiren topluluğu oluşturuyorlar mı?
Thierry Mugler bu soruların cevabını WOMANTY.COM da buluyor.
Tecrübelerini paylaşmak isteyen
Bilgilerini aktarmak isteyen
Ruhlarını güzellerştirmek isteyen
Eğlenmek isteyen kadınlar için interaktif bir platform oluşturmuş Thıerry Mugler

14 Eylül 2010 Salı

İNANILMAZ SEKSİ BAKIŞLAR ;)

Geçenlerde Dior'un 2010 sonbahar makyaj serisine baktım. Ve nanılmaz seksi bir göz makyajı yaptırdım :)
Christian Dior "Mor" rengini tüm renklerin kraliçesi ilan etmiş. Ne de iyi yapmış bir bilseniz.
Gece dışarı çıkarken aslında en abartıdan uzak , kot - tshırt altına topuklularınızı giyindiğiniz halinizde yapacağınız harkulade bir göz makyajı sayesinde spor ve seksi bir görünüm elde edebilir, dilediğiniz her türlü ortamda dikkatleri üzerinize çekebilirsiniz.
Aslına bakarsanız en sevdiğim aniden sokağa çıkma halidir kot - tshırt olayı. Bu kıyafete yapılacak sade bir makyaj sizi gündüz idare ederken; yanı kıyafetle yapacağınız son derece başarılı bir göz makyajı geceyi de geçirmenizi sağlar.
Dediğim gibi ben kot - tshırt üm ve ayağımda topuklular ile çıktığım akşamüstü alışveriş turumda; yaptırdığım Dior'un 2010 sonbahar göz makyajı sonrası eve gitmeyi hiç istemedim ve üzerimi değiştirmeye gerek kalmadan farklı bir görünüm ile gecemi de geçirdim :)

11 Eylül 2010 Cumartesi

ÖZGÜR MASUR FARKI!!

Özgür Masur koleksiyonunlarını hiç yakından görme şansınız oldu mu? Benim oldu. Hatta dolabımdaki en güzel parçaların arasında Özgür'ün bir kaç giysisi yer alıyor.

Annem ve ben Özgür Masur kıyafetlerimiz ile :)
Ben annemlerin İtalya ve Fransaya ünlü modacıların koleksiyonlarından almak, Türkiyedeki ünlü terzilere de (O zamanlar modacı kavramı Türkiyede daha ziyade Terzi olarak yerleşmişti. Öyle ki ünlü bir terzinin yamağı olmak bile bu işe yeni adım atmış biri için inanılmaz onurdu) diktirmek üzere en yeni modeller ve en iyi kumaşları almaya gittiklerini hatırlarım. Annem bana "bir bayanın dolabında her daim olması gereken özel parçalar vardır. Bu özel giysilerini seçerken işçiliğine , modeline çok dikkat et mümkünse ömürlük olsun" derdi
Bugün Türkiyede bir çok gerçek modacının yanı sıra modacıcık var :) Eskiden elinizi sallasanız bazı meslek gruplarından bir sürü insana çarpardı. Günümüzde ise aynı durum maalesef ki modacılar için de geçerli.
Bu aslına bakarsanız beni inanılmaz rahatsız ediyor. Çünkü bu isimlerin bazısı gerçekten çok fena tasarımlar yapıyorlar. Öyleki tasarımlarını kazara biri giyip dışarı çıktığında dehşete kapılıyorsunuz. "Bu insan bunu nasıl giymiş, biri böyle bir giysiyi nasıl tasarlamış" diye :)
Kişisel olarak; gerçek anlamda giyinmeyi bilmeyen bir kişinin iyi bir modacının tasarımlarını giymemesi gerektiğine inanıyorum. Bu o modacıya ve tasarımlarına haksızlık gibi geliyor bana.
Bir yandan da bazı modacılar var ki,işte bu noktada gerçek kimlikleri bence ortaya çıkıyor; en saçma sapan giyinen kişiler bile onların tasarımlarına aynı haksızlığı yapamıyorlar. Çünkü onların çizgisi o kadar farklı ve o kadar kendine has ki; siz onu değiştirip saçma bir şekle sokamıyorsunuz.
Bence bu o tasarımcının GERÇEK BİR MODACI olmasından kaynaklanıyor.
Bazı modacılarda her daim giyebileceğiniz giysiler bulamayabiliyorsunuz. Hatta dönem dönem koleksiyon çizgilerinin birbirini takip ettiği dolayısıyla tasarım anlamında da inanılmaz tıkandıkları oluyor.
Ben bunu Özgür Masur 'un hiç bir koleksiyonunda görmedim. Her koleksiyorununda birbirinden farklı fikirlerden yola çıkarak harika giysiler tasarlıyor. Yanlış hatırlamıyorsam ilk koleksiyonu "DEN DEN HAYATLAR" idi. Sonra sırasıyla "VESAİRE" - "PROTEZ-STO" ve son olarak da "TEN DÖKÜMÜ" . Koleksiyonlarında hem işe hem davete hem de gündelik hayatımda giyebileceğim bir çok giysi bulabiliyorum. Öyle ki bu tasarımlar her ne kadar birbirlerinden farklı bile olsalar modacısının izini taşıyorlar üzerlerinde bir şekilde. Onu tasarlayanın kokusu var adeta giysilerde. Bu da bence o kişiyi diğerlerinden ayıran, GERÇEK MODACI kavramına birebir oturtan bir fark doğuruyor.
Kendinizi ifade etmek istediğiniz her ruh halinize uygun giysiyi bulabildiğiniz modacının yakasına yapışın sakın bırakmayın. Ben öyle yaptım :) Giydiğimde kimi zaman masum kimi zaman dişi olabildiğim her giysiyi Özgür Masurda buldum.
Sizinle kendime ait bir kaç Özgür Masur kıyafetlerini paylaştığımda ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. (bende bulunan ve beğendiğim kıyafetleri paylaşıyorum)Annemin dediğini bende kişisel olarak Özgür Masur tasarımları için paylaşmak istiyorum sizinle. "HER KADININ GARDOBUNDA MUTLAKA BİR ÖZGÜR MASUR TASARIMI YER ALMALI" bence.

10 Eylül 2010 Cuma

ERKEKLERDE AYAK BAKIMI

Günümüzde erkekler en az biz bayanlar kadar ayak bakımına önem veriyor. (hatta bazı bayanlardan daha fazla) Bakım bilinçli yapıldığı zaman güzel sonuçlar verir. Çok duyarsınız şu kremi kullandım olmadı bu losyonu sürdüm boşa para harcadım diye. Oysaki sorun genelde üründe değil yanlış uygulamada bence.
Beyler soruyorum size kaçınız aşağıda detaylarını vereceğim şekilde ayaklarınıza dikkat ediyorsunuz???

  • Ayaklarınızı her gün ılık suda 10-15 dk beklettikten sonra mümkünse doğal bir sabun ile yıkadıktan sonra parmakaralarınız dahil çok iyi kurulayın.
  • uzun süreli ayak banyolarından kaçının. Bu cildinizin kurumasına ve tahriş olmasına neden olur
  • Parmakaralarınızı çok iyi kurulamaz iseniz mantar enfeksiyonuna yol açabilirsiniz
  • Ayaklarınızı iyice kuruladıktan sonra vazelinli bir merhem ile yada ayaklarınızı kurutmayacak losyon kullanarak yumuşatabilirsiniz.
  • Sakın parmak aralarınıza krem ya da merhem sürmeyin . Yukarıda da belirttiğim gibi parmakaralarının nemli kalması enfeksiyona yol açar
  • Ayaklarınızı hergün inceleyin. Dikkatli yapacağınız ayak kontrolleri yaşanacak bozuklukların önceden tespit edlimesini sağlar
  • Ayağınızın üst kısmına ve tabanına özellikle dikkat edin. Tabanlarınızı daha iyi görmeniz için ayna kullanmanızı tavsiye ederim :)
  • Ayaklarınızda nasır, yara veya çatlak olmamasına dikkat edin. Eğer varsa da sakın kesici bir alet ile müdahele etmeyin. Nasır ilerlediği taktirde tedavi gerektirebilir. O yüzden sadece nasır ilacı kullanın daha yumuşak ise vazelin sürün

9 Eylül 2010 Perşembe

KESİNLİKLE SUÇLUYUM!!!

Guccı gene harika bir parfüm yapmış. GUCCI GUILTY!
Genç , cüretkar ve zeki kadının temsilcisi sloganı ile piyasa çıkan bu parfümü sıktığınız anda ne demek istediklerini çok daha iyi anlayacaksınız.
Sevgili Tayfun Hanım (Saka Kozmetik) bana bu parfümü verdiğinde ilk söylediğim "Kesinlikle Suçluyum" oldu :)
Kampanya fotoğraflarından da anlayacağınız gibi kendine güvenen her kadının kullanması gereken kışkırtıcı bir koku.
Herşeyi elinde tutabilen, baş döndürücü 21. yy güzelliği, hayatı her anıyla yaşayan, güçlü ve neşeli kadını temsil ediyor bu koku. (Yani BENİ :) )
Kendi kaderini yaşayan bu kadın , neyi ve kimi istediğini ve bunu nasıl elde edeceğini çok iyi bilir diyor Gucci ;)
GUCCI GUILTY  sıcak, çarpıcı oryantal çiçeksi kokusu ile zevk veren bir parfüm.
Bence ne demek istediğimi reklam filmini izleyince daha iyi anlayacaksınız ;)
http://www.gucciguilty.com/

4 Eylül 2010 Cumartesi

KÜÇÜK AŞKLARIM :)

Biz bir arada ve çok kalabalık bir aileyiz. Kuzenlerimden Ebru ve Simla ile de kardeş çocuklarıyız. Ama birarada kardeş gibi büyüdük.
Ebru'nun iki oğlu var. Yağız ve Poyraz. Simla Yağıza ben ise Poyraza düşkünlüğümüz ile biliniriz ailede oysaki ikisinin de yeri aynıdır.
Bu sayfalarda muhtemelen yayo ve poyri ikilisini sıkça duyacaksınız.
Yayo 5 yaşında çok güzel bir çocuk. Poyri ise henüz 2 yaşında ve şahsına münasır bir velet :) Yayonun en büyük zevki arabalar - kızlar ve giysiler (tipik erkek :) ). Poyrinin derdi ise yemek yesin müzik dinlesin oynasın :)
Geçen hafta benim evde Kedoşla takıldılar 2 gün. (Kedoşum uğradığı işkencelerden sonra daha yeni kendine gelebiliyor) Yayo da evcil bir hayvan isteyince Simla da ona balık almış
Fakat sorun şu ki Poyri balığı görür görmez tutturmuş "yiycem ben balığı diye". Şaka yapmıyorum gelip gidip balığın dibine bağırıyor "yiycem ben balığı diye" :D
Yazık, olan Yayoya oldu. Garibim dev stresli o da gelip gidip balığı kontrol ediyor ki kardeşi yemesin diye :D
Bu arada yukarıda bahsettiğim düşkünlüklerinden de anlayacağınız gibi Yayo biraz çapkın. Büyüyünce estetik cerrah olmak istiyor :D